DEFNE JOY FOSTER RÖPORTAJI

DEFNE JOY FOSTER RÖPORTAJI

lv146.jpg

Ben Adanalıyım, karşımdaki kişinin de Adana'da doğduğunu öğrenince dikkatimi çekiyor. Adana doğumlusunuz. İlginç bir hikayesi var sanırım Adana'da doğmanızın.

<İlginç bir hikayesi yok aslında. Babam NATO'da asker olduğu için annem beni yurtdışında doğurmayı düşünüyormuş ama Adana İncirlik'te doğmuşum. Sonrasında İzmir'e gitmişiz.

Ben daha farklı duymuştum Adana'da doğuşunuzu. 'Uçakta giderken anneniz sancılanınca Adana'ya dönüş yapılmış. O yüzden mecburi olarak Adana'da doğmuşsunuz' şeklinde duymuştum.

<Ağızdan ağıza yayılarak değişmiş ama öyle değil, anlattığım şekilde.

Adana'yı biliyor musunuz peki?

<Hayır, sadece Adana İncirlik'te doğmuşum o kadar. İzmir'e gitmişiz hemen.

Şu an beğenilen 'Sihirli Annem' dizisinde rol alıyorsunuz. Ondan bahsedeceğiz ama ben daha önce sizi tanıdığımız ilk yıllara gitmek istiyorum. Kral TV'de Vj olarak çıktınız karşımıza. Nasıl gelmişti Vj'lik teklifi?

<Şöyle oldu; aslında o kadar uzun bir hikayedir ki bu... Benim bir arkadaşımın nişanı vardı. Orda nişanlanan arkadaşımın kardeşiyle çok eğlendik. O bana söylemişti, Vj arıyorlarmış. Ona "Senin gibi deli bir tanıdığın var mı?" demişler. O da beni götürdü, Kral TV'ye. O şekilde başladım. Tesadüf yani.

Kral TV'de Vj'lik öncesinde neler yapıyordunuz?

<Boş gezene kalfalık yapıyordum! Bir sene kadar Amerika'daydım. Ondan önce sigortacılık yapıyordum, onun da öncesinde annemin bir dükkanı vardı, konfeksiyon üzerine, ona yardım ediyordum.

Vj'lik yaptığınız dönem, rahat tavırlarınızdan dolayı size 'ukala, şımarık' diyorlardı. Ne hissettiriyordu bu tür laflar size?

<Şimdi... Yanlış değil, ukalalığım vardır, şımarıklığım vardır. Ama neden? Oradaki amacım ukalalık ya da şımarıklık yapmak değildi. Ne isem o idim ve insanlara garip geliyordu. Çünkü özel televizyonlar da yeni açılmıştı, yeni başlamıştı, böyle bir anlatım tarzı yoktu. Dolayısıyla insanlara garip geldi böyle bir şey ve "Ne ukala" dediler. Halbuki ben bilmem... Belki biraz ukalayım, evet kabul ediyorum.

Rahat, keyifli ve eğlenceli bir insan olduğunuzu gözlemliyorum. Nasıl başarıyorsunuz bunu? Yapıyla mı alakalı?

<İşimi yaparken rahat ve keyifliyim. Onun dışında kendi hayatımda benim de çıkmazlarım, çelişkilerim, içimde büyüttüğüm şeylerim var. Ama işimi yaparken o kadar eğleniyorum ki galiba her zaman olmuyor artık, onlar da gidip geliyor ama eğlendiğim için öyle oluyor yani onu yaparken galiba içimdeki sıkışmışlığı işimde çalışıp, telafi edip rahatlıyorum.

Kral TV'den sonra Best TV'ye geçtiniz.

<Aaaaa! Sıkı takipçisin.

Evet, ama Kral TV'den Best TV'ye geçme dönemi öncesinde uzun bir ara verdiniz. Nedeni neydi? Biraz ara vermek istediniz belki de...

<Yooo, ukalalıktan işsiz kaldım işte. Yani çok açık sözlü olduğum için genellikle, öyle bir dezavantajını yaşadım ben onun. Star'da çalıştığım dönemde müdürlerimle kavga ettim, sonra kovuldum. Sekiz ay kadar bir süre işsiz kaldım. Annem bana "Gidip, bir yerlerle konuş, işe başla." dedi. " Olur mu canım, ben buradayım, onlar gelip beni bulsun" dedim. Öyle zannediyordum, gençtim o zamanlar.

Şimdi de gençsiniz.

<Ama işte tecrübesizdim diyelim daha doğrusu. Öyle bekledim. Gerçekten beni gelip buldular. Ama sonra öğrendim ki gidip işi bulmak daha iyi bir şeymiş.

Best TV'den memnun kaldınız mı? Eğlenceliydi, Vj'likten çok talk-show tarzındaydı.

<Çooooookkkk... Çok eğlenceliydi. Ali Özgün'lerle çalıştık. Gece işi yapmak eğlenceliydi. Talk-show tarzında bir şey yapmak eğlenceliydi. Benim de çok hoşuma gidiyordu, böyle bir şey yapmak. Yani ne bileyim ben, çalışıyor olmak herkesin işine geldiği için benim de işime geliyordu.

Vj'liği özlüyor musunuz? Arada bir 'Vj'lik yapsam' diye geçiriyor musunuz aklınızdan?

<Hayır. Çünkü o geride kalan bir şey. Artık ilerlemek lazım. Bugün yaptığım şeyden de memnunum. Şimdi ve ileride olabilirse daha da iyisini yapmak lazım. Ben bu işe başladığımdan beri galiba bu işi çok uzun dönem düşündüm. Yani bu benim işim; para kazanıp, şöhret olmak değil de bir şeyler anlatmaya çalıştığımı düşünüyorum. Her ne kadar eğlence yani hani ben işin mâli kısmında olmuş olsam bile, ama ne bileyim ben orada çok ince de olsa anlattığım bir şeyler var, bu da hoşuma gidiyor. Genel olarak benim işimi iş yapan da bu gibi konular.

Gelelim 'Sihirli Annem' dizisine. Nasıl gidiyor?

<'Sihirli Annem' sihirli gidiyor! Çocuklar çok seviyorlar bir kere. Ben 'Sihirli Annem' e başladığımda büyüklere iş yapacağız zannediyordum, çocuklara iş yapacakmışız!

Evet, daha çok çocukların ilgisini çekti. Nasıl teklif geldi?

<Ben gittim.

Bu kez akıllıca davranıp...

<Evet. Benim ara ara dibe vurup, bir nekahat dönemim oluyor, nadasa yatıyorum bir müddet. O geçene kadar, bir buçuk sene kadar... Bir gün sabah kalktım, "Aaaa! Bu böyle olmayacak, cinnet geçirip çalışmadım" Arkadaşım vardı Kanal D'de "cinnet geçirip çalışmadım, artık çalışmazsam cinnet geçireceğim." Bunu söyleyerek geldim Kanal D'ye. Ben program sunmayı düşünüyordum. Çünkü oyunculuğu beceremeyeceğimi düşünüyordum.

Neden oyunculuğu beceremeyeceğinizi düşünüyordunuz?

<Çünkü bir televizyon filmi vardı Star'a yaptığımız. Orda benim ismimi, soyadımı, her şeyimi yanlış yapmışlardı. Benim de her şeyim yanlıştı galiba. Çünkü çok korkuyordum ben oyunculuk yapmaktan. Ama 'Sihirli Annem' de öyle bir kız çizdiler ki, çok fazla benim için oyunculuğa gerek kalmıyor. Bana yakın bir şey.

Usta tiyatrocularla çalışmak nasıl bir duygu? Mesela Nevra Serezli'yle, Suat Sungur'la çalışmak...

<Keyifli bir şey ama tiyatrocular kendi aralarında zor insanlar. Allah'a şükür iyi anlaşıyoruz, bir problem yok. Ben onları usta olarak görüyorum. Mesela Nevra Serezli... Ben ilk başladığım zaman beni onun kucağına attılar ve ondan çok şey öğrendim. O yüzden keyifli Nevra Hanım'la çalışmak. Bir kere mesela kaşını kaldırarak cümle kurabiliyor. Her yerde söylüyorum, yetenektir bu yani. Ki ben çok şey öğrendim demek üzereyken yeni bir ödevle karşılaşıp, oturup seyrediyorum ve almam gereken dersi alıyorum.

Oyunculuktan keyif aldınız mı peki?

<Keyifli. Ama nasıl keyifli? Şimdi ben bunu dramayla filan yapabilir miyim bilmiyorum. Şimdi ben özümde oyuncu muyum, onu da bilmiyorum. İşte gelecek ki göreceğiz.

Oyunculuk dışında ya da oyunculuk paralelinde yapmak istediğiniz bir şey var mı, şimdi veya ileride? Yoksa sadece sizi tanıdığımız sunuculuk mu veya oyunculuk mu?

<İlk önce sunucu olduğumu düşünüyorum. Çünkü sunumda daha iyiyim, öyle gibi geliyor. Ama oyunculuk da keyifli bir iş. Gönül ister ki kırmızı halıda yürüyeyim şöyle, olsun yani... İsterim tabii, ama istemekle olmuyor, uğraşmak lazım. Ha! 'Bu konuda ne kadar çaba sarfediyorsun?' diye soracak olursan, sorma derim.

Şimdilik Sihirli Annem devam ediyor, sunuculuk teklifi gelse yapar mısınız?

<Ederim tabii, niye etmeyeyim! Şu olmaz, o defteri kapattım mı, hayır böyle bir şey yok. Ama iyi bir oyuncuyu ortaya çıkaracak olanın iyi bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla iyi bir yönetmenle çalışırım. Çünkü benim eğitimim yok bu konuda. Ama bana doğru direktifleri, nasıl yapmam gerektiği hakkında bir fikir verirse, o zaman ben de içimdeki o canavarlardan bir tanesini çıkartır, oynarım.

Önümüzdeki sezon devam edecek mi 'Sihirli Annem' dizisi?

<Edecek tabii. Çocuğum oldu, daha çocuk büyüyecek... Özellikle çocuklar çok seviyorlar. Devam eder tabii. Ben de bakıyorum keyif alınarak seyredilecek bir dizi. O yüzden de devam etsin zaten.

Bir de TRT'de 'Damak Tadı' adlı bir yemek programı sundunuz. Yemek yemeyi sevmiyorsunuz ama.

<Yemek yemeyi sevmiyorum, yemek yapmayı seviyorum.

Yemek yemeyi sevmediğinizi ve iştahınızın pek olmadığını göz önüne alırsak, kime yediriyorsunuz yaptığınız yemekleri?

<Anneme, sevgilime. Yiyorlar. İyi yemek yaparım.

İştahlı biri değilmişsiniz ama değişik tatlar tatmayı sevdiğinizi biliyorum.

<Çok değişik tatlara alışık değilim ama fikri kapmak gerekiyor. Fikri kaptıktan sonra o lezzeti sunmak daha mühim olduğu için bir sunum derdi var.

Neler kazandırdı size yemek programı sunmak?

<Yemek açısından mı, insanlık açısından mı?

İkisi de diyelim.

<TRT'de çalışmak çok keyifli. Bir kere çok bilgili insanlar, çok yetenekli insanlar. Dolayısıyla onlardan çok şey öğrendim. En keyiflisi çekimlere giderken yaptığımız sohbetlerdi, çok eğlenceliydi. Yemek konusunda da muskat diye bir baharat kattı hayatıma. Çünkü muskat keyifli bir baharat, her şeyin içine koyulabiliyor, lezzetli de bir şey. Onun dışında kremayla daha bir yoğunlaştım Yemek açısından biraz bana geniş bir vizyon oldu diyeceğim.

Yemek programının size muskat dışında kazandırdığı başka şeyler ne oldu? Mesela daha iyi yemek yapabilme mi ...

<Daha iyi yemek yapabilme... Evet, olabilir. Ben orda daha çok kendi kişisel eğitimim üzerine bir şeyler öğrendiğimi düşünüyorum. Ama yemek yapmayı sevdiğimi keşfettim. İnsanlara lezzetler, büyülü lezzetler sunmak hoşuma gidiyor

Yemek yapmaktan başka hayatta nelerden keyif alırsınız?

<Hayatta nelerden keyif alırım? (Uzun bir süre düşünüyor) Bilmiyorum ki nelerden keyif alırım. Öğrenmekten keyif alıyorum ama bezen. Çok fazla üst üste öğrenmek de beni sıkıyor. Zevk alarak öğrenmekten... Çünkü uzun süreli öğrenmeye kilitlendiğim zaman sıkılıyorum, sevmiyorum yani kabul etmek lazımsa. Çok fazla dikkatimi yoğunlaştıramıyorum, kafam dağılır. En keyif aldığım şey öğrenmek ve ilerlemek galiba. Onun dışında bugünlerde ilgilendiren çok fazla bir şey yok. Hani varsa da çıkalım Ortaköy'de deniz seyredelim filan değil de ama böyle sorduğun zaman aklıma gelmediğine göre... Bu soruyu sen sorunca boşluk oldu kafamda.

<(Burada Defne bir soru soruyor bana) Yok öyle hep soru sormak. Ben soruyorum şimdi sana. Sen nelerden keyif alırsın?

Yazmaktan, okumaktan, röportaj yapmaktan. Bunlar keyif almaktan çok hayat amaçlarımdan üç tanesi.

<Aaaa! Güzel.

Neler sizi mutlu eder?

<Sevilmek beni mutlu eder. Sevmek keza öyle. Yazmak mutlu ediyor. Yazdıktan sonra dönüp bakıyorum, bunları ben mi yazdım filan oluyorum. 'Vay bee' oluyor yani. Kendi yazdıklarıma şaşırıyorum. Hoşuma gidiyor, yazdıklarımı okuduğum zaman. Ama üstünden belli bir zaman geçmesi lazım. Çünkü yazarken algılamıyorum ben ne yazdığımı.

İlgimi çekti. 'Hayat bir türlü gibidir' demişsiniz bir söyleşide.

<Öyle miiii? Ben demişimdir. Ki ben türlüyü pek sevmem! Hiç alakam yok.

O halde bu ...

Ne güzel söylemişim. Bana bak be, vay be, ne doğru demişim.

<alnız yaşıyorsunuz sanırım. Sorumluluklarının ağır olduğunu düşünüyor musunuz, yalnız yaşamanın?

<Yooookkk. Ama şöyle bir şey var genellikle hepimiz çok yalnızız ama değiliz de bir o kadar. Çok kalabalık bir arkadaş çevrem yok benim esasında. Ama bu biraz da benim kabahatim gibi geliyor galiba. Geçenlerde şöyle bir şey buldum, çok hoşuma gitti onu da paylaşmak isterim: İnsanların enerjisini on kişiyle paylaşmakla bin kişiyle paylaşmak arsında çok ciddi bir fark var. Hani Cem Yılmaz hep der ya "çıksam ben de yaparım" diye ama çıkıp enerji verdikten sonra başkaları yapabilirler, ama ben beceremiyorum. O zaman bana bir şey kalmıyor zaten. O arada şarj olmam gerekiyor, bilmiyorum yani, öyle bir şey.

Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz?

<Aşk çok güzel bir şey ya. Bitmez yani o hikaye hiç bitmez . Otuzlara yakın bir seviyedeyim. Hani böyle hayatımın aşkını bulsam da...

Sizin için aşk, evlilik uzak bir kavram gibi mi?

<Aşk mı? Yani ne bileyim olabilecek bir şey aslında da onu taze tutmak zor. Aşk zaten taze kalmıyor da onun dönüşümlerine ayak uydurmak da eğlenceliymiş. Çünkü bitiyor ya, bitti ya, bittiği zaman lök diye kalıyorsun. Yani aynı adam ama aynı adam olmuyor, aynı kadın aynı kadın olmuyor.

Bitiyor...

<Tabii ki bitiyor. Ama onu deşip, bir şeyler çıkartmak, insanın ilk tanıştığın kişiye kendini istediğin gibi süsleyebilirsin Bir süre birlikte yaşadıktan sonra herşey netleşir, o perde kalkar ,her şey değişir filan. Bazen bu hiç hoşunuza gitmiyor. Ama öyle olsa bile insanın kendisinde de hatalar var, onları da bulup, karşısındakiyle bir şekilde onu düzeltip, böyle güzel bir şey çıkartılabilir gibi geliyor bana.

Sevgi daha mı kalıcı bu anlamda?

<Tabii ki... Aşkın sürüklediği çok fazla insan yoktur. Aşık olmak istemezler, aşktan korkarlar. Aşk var ama ben hiçbir zaman korkmadım. Hâlâ da korkmuyorum. Gittiği yere giderim ben aşık olduğum zaman Fizan'a bile giderim, o derece aşık olurum. Kaldı mı artık öyle bir şey, bilmiyorum. Sevgi de çok önemli. Zaten benim aşklarımın çoğu sonunda sevgiye dönüşmüşlerdir ve hani hayatın böyle temas noktaları olmuşlardır.

Hayatınızda yapmak istediğiniz ne var? Mesela oyunculuğumla mı iz bırakmalıyım diyorsunuz veya başka bir şeyle mi?

<İnan hiç bilmiyorum, hiçi bir fikrim yok. Hiçbir zaman ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim olmadı. Bir beş on sene sonraya bir şey yerleştirmedim. Bunun kötü bir şey olduğunu düşünüyorum zaman zaman. Çünkü bakıyorum, insanların hayalleri var, ne kadar güzel, keşke benim de olsa. Ulaşmak istediğim bir yer olsa ki; daha hızlı koşsam,daha çok yol alsam, ama öyle olmuyor.

Beş sene sonra ne yapacağımı sorsan benim de bir fikrim yok. Bunlar yapılması gereken "must"lar değil bana göre.

<Bu şey gibi... Mesela Kral TV'de Vj'lik yaparken, ilerde oyunculuk yapacağınızı bilmemeniz gibi ...

<Evet, Kral TV' den bir sene önce de televizyonda ne yapacağımı bilmiyordum. Bilinmemezlikler var. İşte biraz annem beni idare etmeye çalışıyor bu konuda ki o da haklı olarak zaman geçiyor filan diyor ama ben ne gelirse...

Peki neler söylemek istersiniz son olarak?

<Beni bulduğunuz için teşekkür ederim.



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !